Anasayfa / Genel / KOOPERATİF YÖNETİCİLERİNİN CEZALANDIRILMALARI

KOOPERATİF YÖNETİCİLERİNİN CEZALANDIRILMALARI

KOOPERATİF YÖNETİCİLERİNİN KAMU GÖREVLİSİ GİBİ CEZALANDIRILMALARI VE YARGILAMA USULLERİ

Özdem SATICI TOPRAK/ Ticaret Başmüfettişi Ticaret Bakanlığı

 

I – Giriş

Uluslararası Kooperatifler Birliği’nin (ICA) tanımına göre kooperatifler, müşterek ekonomik, sosyal, kültürel ihtiyaç ve istekleri, demokratik olarak kontrol edilen bir işletme yoluyla karşılamak üzere gönüllü olarak bir araya gelen insanların oluşturduğu özerk teşkilatlardır.

Her ne kadar söz konusu tanımda bu kuruluşlar insan topluluğu olarak ifade edilmiş ise de, ülkemizdeki kooperatifler açısından bu kavramın gerçek ve tüzel kişi olarak anlaşılması gerekir.

Yine anılan kurum tarafından kabul edilen ana ilkelerden biri olan demokratik denetim ilkesinin1 bir gereği olarak kooperatifler seçimle iş başına gelen yöneticiler tarafından idare ve temsil edilirler.

6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu kapsamında ticaret şirketi kabul edilmekle birlikte gerek toplumun geniş kesimlerini kapsayan çok ortaklı yapıları ve gerekse kâr etmekten ziyade sosyal amaçlar için faaliyet göstermeleri nedeniyle bu kurumların yönetim kurulu üyelerinin kuruma karşı işledikleri suçlar şirket yöneticilerinin suçlarından daha ağır yaptırıma tabi tutularak bunların kamu görevlisi gibi cezalandırılmaları öngörülmüştür.

II – Kamu Görevlisi Kavramı Ve Kamu Görevlisi Gibi Cezalandırılan Kooperatif Yöneticilerinin Türk Ceza Kanunu’ndaki Suçları

  1. 1. Kamu Görevlisi Kavramı

Mülga 765 sayılı Türk Ceza Kanunu’nda yer almayan bu kavram 2004 yılında kabul edilen 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nda tanımlanmıştır.

Buna göre, kamu görevlisi ifadesinden kamusal faaliyetin yürütülmesine atama veya seçilme yoluyla ya da herhangi bir surette sürekli, süreli veya geçici olarak katılan kişi anlaşılmalıdır. (TCK Md.6/1-c)

Bu değişikliğin gerekçesi, kamu görevlisi ifadesinin memur kavramını da içerdiği ve kişinin kamu görevlisi sayılması için aranacak yegâne ölçütün gördüğü işin bir kamusal faaliyet olması olduğu şeklinde izah edilmiştir.

Ancak kamu görevlisi kavramı salt ceza hukukuna özgü bir kavram değildir. Türkiye Cumhuriyeti Anayasasında da kamu görevlisine ilişkin muhtelif düzenlemelere yer verilmiş ve bu kavram memur tanımını da kapsayacak biçimde ele alınmıştır.

Anayasa’nın Kamu Hizmeti Görevlileriyle İlgili Hükümler başlıklı kısmında, devletin, kamu iktisadi teşebbüsleri ve diğer kamu tüzelkişilerinin genel idare esaslarına göre yürütmekle yükümlü oldukları kamu hizmetlerinin gerektirdiği asli ve sürekli görevlerin, memurlar ve diğer kamu görevlileri eliyle görüleceği ifade edilmiş, devam eden düzenlemelerde de memurlar ve diğer kamu görevlilerinden bahsedilmiştir.(TC.Anayasa Madde 128, 129)

Diğer yandan, 4688 sayılı Kamu Görevlileri Sendikaları Kanunu’nun 3. maddesinde kamu görevlileri, “Kamu kurum ve kuruluşlarının işçi statüsü dışındaki bir kadro veya sözleşmeli personel pozisyonunda çalışan, adaylık veya deneme süresini tamamlamış kişiler” şeklinde tanımlanmıştır.

II.2. Kooperatif Yöneticilerinin Kamu Görevlisi Gibi Cezalandırılmaları

1163 sayılı Kooperatifler Kanunu’nun 62/3. Maddesinde, kooperatif yönetim kurulu üyeleri ve kooperatif memurlarının, suç teşkil eden fiil ve hareketlerinden ve özellikle kooperatifin para ve malları bilanço, tutanak, rapor ve başka evrak, defter ve belgeleri üzerinde işledikleri suçlardan dolayı kamu görevlisi2  gibi cezalandırılacakları belirtilmiştir.

Düzenlemeden anlaşılacağı üzere kooperatif yönetim kurulu üyeleri esasen kamu görevlisi tanımına girmemekte, ancak bu kişilerin kooperatif para ve malları üzerinde işledikleri suçlardan dolayı kamu görevlisi gibi cezalandırılacakları vurgulanmaktadır.

Dolayısıyla, yasal düzenlemeler bakımından kooperatif yönetim kurulu üyelerinin yaptıkları hizmet bir nevi kamusal hizmet gibi değerlendirilmiş ve kamu görevlisi olmadıkları halde bu kişilerin cezai sorumluluk yönünden kamu görevlisi gibi cezalandırılmaları öngörülmüştür.

Benzer düzenlemeler, 5174 sayılı Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği İle Odalar ve Borsalar Kanunu, 5300 sayılı Tarım Ürünleri Lisans Depocuları Kanunu gibi başkaca yasalarda da mevcuttur.

5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nda verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme yahut hukuka aykırı arama yapma gibi kamu görevlilerinin işleyebilecekleri birbirinden farklı birçok suç tanımlanmıştır.(TCK Md.120/1, 137/1-a)

Ancak, 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu’nda yer alan ifadede de vurgulandığı üzere kooperatif yöneticileri özellikle kooperatifin para ve malları ile muhtelif belgeleri üzerinde işledikleri suçlardan dolayı kamu görevlisi gibi cezalandırılmaktadır.

Bununla birlikte, kooperatif yöneticileri suçun faili olabilme yönünden kamu görevlisi sayılmakta iken, suçun mağduru yönünden aynı şekilde değerlendirilmemişlerdir.

Dolayısıyla kamu görevlilerine karşı işlenebilen suçların kooperatif yöneticilerine karşı işlenmesi söz konusu değildir.3

II.3. Kooperatif Yöneticilerinin Bu Kapsamda İşleyebilecekleri Suçlar

Yasal düzenlemede kooperatif yöneticilerinin kooperatif para, mal ve belgeleri üzerindeki fiillerinin Türk Ceza Kanunu’ndaki hangi suçları kapsadığına ilişkin bir açıklama bulunmamaktadır.

Uygulamada kooperatif yöneticileri hakkında açılmış davalara bakıldığında kooperatif yöneticileri aleyhine açılan davaların çoğunlukla 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun Kamu İdaresinin Güvenilirliğine ve İşleyişine Karşı Suçlar başlıklı kısmı altında düzenlenen zimmet, görevi kötüye kullanma suçları olduğu görülmektedir.4  (TCK Md.247, 257) Söz konusu suçlarla ilgili davalara ilişkin iddianameler irdelendiğinde ise kooperatif yöneticilerinin çoğunlukla, sahte veya şişirilmiş faturalar kullanmak, muvazaalı borçlandırıcı işlemler ifa etmek yahut elden yapılan tahsilatları kayıtlara işlememek suretiyle kooperatif parasını mal edinmek veya ortaklar arasında eşitlik ilkelerine aykırı davranmak, keyfi ve kişisel uygulamalarda bulunarak görevinin gereklerine aykırı hareket etmek gibi sebeplerle suçlandıkları ve yargılandıkları göze çarpmaktadır.

Diğer taraftan kooperatif yöneticileri ve personeli aleyhine açılan davalar arasında belgede sahtecilik suçları da bulunmaktadır. Kooperatif yönetim kurulu üyelerince düzenlenen belgelerin resmi belge olup olmadığı öğretide de yüksek yargıda da tartışılagelmiştir. 5 Yüksek mahkeme üyelerince, kooperatif belgelerinin resmi belge kabul edilmesini eleştiren görüşler ileri sürülmüştür.6

Ancak yerleşmiş Yargıtay içtihatlarında, kooperatif bilançosu, genel kurul toplantı tutanağı, kooperatif gelir ve gider belgeleri, kooperatif karar defteri gibi belgeler resmi belge niteliğinde kabul edilmiş ve 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu’nun 62/3. Maddesindeki düzenlemede bu kişilerin kamu görevlisi sayılmaları nedeniyle kooperatif belgeleri üzerinde yapılan tahrifat resmi belgede sahtecilik suçu kapsamında değerlendirilmiştir.

Dolayısıyla, Türk Ceza Kanunu’nun 204/2. Maddesinde düzenlenen Resmi Belgede Sahtecilik suçunun da kooperatiflerde işlenmesinin mümkün olduğu söylenebilecektir.

Bu husustaki tartışmalı konulardan biri de irtikap suçuyla ilgilidir. İrtikap suçu, Türk Ceza Kanunu’nda görevinin sağladığı nüfuzu kötüye kullanmak suretiyle kendisine veya başkasına yarar sağlanmasına veya bu yolda vaatte bulunulmasına bir kimseyi icbar etmek şeklinde tanımlanmıştır.(TCK Md.250/1)

Kooperatif yönetim kurulu üyeleri ve memurları hakkında açılmış ceza davaları arasında pek rastlanmayan bu suçla ilgili olarak kurumun mal varlığına ya da defter ve belgelerine karşı işlenen suçlardan olmadığı için kooperatif yöneticilerince işlenmesinin mümkün olmadığı7 yönünde görüşler olduğu gibi, yasada herhangi bir ayrım gözetilmeksizin genel anlamda suçun ancak kamu görevlileri tarafından işlenebileceğinin öngörülmüş olması nedeniyle kooperatif yöneticilerinin bu suçun faili olabilecekleri şeklinde görüşler de mevcuttur.8

Dolayısıyla, doktrinde bu hususta görüş birliği olmadığı ve bu suçun kooperatif yöneticilerince işlenemeyeceği hususunda açık bir düzenleme yahut yerleşmiş içtihat bulunmadığından irtikap suçunun kooperatif yönetim kurulu üyelerince işlenmesinin mümkün olmadığından bahsedilemeyeceği düşünülmektedir.

Bununla birlikte kooperatif yöneticilerinin Türk Ceza Kanunu kapsamındaki başkaca suçlarla yargılanması da mümkündür.

Uygulamada pek rastlanmamakla birlikte Türk Ceza Kanunu’nda kooperatif yönetim kurulu üyelerinin, görevlerinin ifasıyla ilgili bir işin yapılması veya yapılmaması amacıyla doğrudan veya aracılar vasıtasıyla kendilerine teklif edilen menfaatleri kabul etmeleri halinde rüşvet alma suçunu işlemiş olacakları düzenlenmiştir.(TCK Md. 252/8)

III – Yargılama Usulü

Memurlar ve diğer kamu görevlilerinin yargılanması 4483 sayılı Kanun kapsamında gerçekleştirilmekte ve anılan yasa devletin ve diğer kamu tüzel kişilerinin genel idare esaslarına göre yürüttükleri kamu hizmetlerinin gerektirdiği asli ve sürekli görevleri ifa eden memurlar ve diğer kamu görevlilerinin görevleri sebebiyle işledikleri suçlar hakkında uygulanmaktadır.(MVDKGYHK Md.2/1)

Dolayısıyla kooperatif yöneticileri devlet ve diğer kamu tüzel kişileri bünyesinde kamu hizmetlerini sürdüren kişiler olmadıklarından bunların söz konusu kanun kapsamında yargılanmaları mümkün değildir.

Diğer bir ifadeyle, 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu’nda kooperatif yöneticilerinin kooperatif para ve malları üzerinde işledikleri suçlardan dolayı kamu görevlisi gibi cezalandırılmalarına yönelik düzenleme bu kişilerin memurlarla aynı soruşturma ve yargılama usulüne tabi olmaları sonucunu doğurmamaktadır. Bu nedenle de, kooperatif yöneticileri genel hükümler kapsamında 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu hükümlerine göre soruşturulmakta ve yargılanmaktadır.

IV – Sonuç

Kooperatif yönetim kurulu üyeleri kamu görevlisi değildir. Ancak, 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu’nun 62/3. Maddesinde kooperatif yönetim kurulu üyeleri ile personelinin kurumun para, mal ve belgeleri üzerinde işledikleri suçlardan dolayı kamu görevlisi gibi cezalandırılmaları öngörülerek kooperatif yöneticilerinin cezai sorumluluğu ağırlaştırılmıştır.

Bu kapsamda kooperatif yönetim kurulu üyeleri Türk Ceza Kanunu’nda düzenlenen zimmet, görevi kötüye kullanma, rüşvet alma, resmi belgede sahtecilik gibi kamu görevlilerince işlenebilecek suçlardan dolayı yargılanmakta; ancak bu kişiler kamu görevlisi olmadıklarından yargılanmaları 4483 sayılı Memurlar ve Diğer Kamu Görevlilerinin Yargılanması Hakkında Kanun kapsamında değil genel hükümlere göre yapılmaktadır.

Kaynakça

T.C.Anayasa

1163 Sayılı Kooperatifler Kanunu

5237 Sayılı Türk Ceza Kanunu

5271 Sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu

4483 Sayılı Memurlar ve Diğer Kamu Görevlilerinin Yargılanması Hakkında Kanun

Mehmet Emin ARTUK, Ahmet GÖKÇEN, Caner YENİDÜNYA, Ceza Hukuku Özel Hükümler, Ankara, 2004

Hasan Tahsin GÖKCAN, Görevi Kötüye Kullanma, Zimmet, Banka Zimmeti, İrtikâp ve Rüşvet Suçları, Seçkin Yayınevi, Ankara, 2008

İhsan AKÇİN, Kamu İdaresinin Güvenilirliğine Ve İşleyişine Karşı Suçlar, Seçkin Yayınevi Ankara, 2007

1) Bkz. http://www.turkey.coop/menu/Kooperatifcilik-Ilkeleri/13

2) Bu maddedeki kamu görevlisi ibaresi 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’ndaki değişikliğe uyum sağlamak amacıyla 23/01/2008 tarihli Temel Ceza Kanunlarına Uyum amacıyla Çeşitli Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’la 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu’na işlenmiş, değişiklikten önce yasada, kooperatif yöneticilerinin “Devlet Memuru” gibi cezalandırılacakları ibaresi yer almıştır.

3) http://tbbdergisi.barobirlik.org.tr/m1994-19944-945

4) Zimmet suçuna örnek dava için Bkz. Y.5.Ceza Dairesi E.2014/743 K.2016/3411 T.05/04/2016, Görevi Kötüye Kullanma suçuna örnek dava için Bkz. Yargıtay Ceza Genel Kurulu E.1988/312, K.1988/485 T.24/10/1988

5) Örneğin Yargıtay 6. Ceza Dairesi’nin (E.1979/8045 K.1979/8391) sayılı dosyasında kooperatif çalışanlarınca tanzim edilen evrak özel evrak sayılmış; Yargıtay 11. Ceza Dairesi’nin E.2015/6882 K.2017/1575) sayılı dosyasında kooperatif yöneticisi sanık resmi belgede sahtecilik suçu kapsamında yargılanmıştır.

6) Yargıtay 11. Ceza Dairesi’nin (E.2017/4148 K.201778245) sayılı kararında kooperatifin banka hesabından kooperatif başkanı   kooperatifin banka hesabından kooperatif başkanı ve yönetim kurulu üyelerinden birisi dahil olmak üzere iki yetkilinin imzası ile para çekilebileceğinin öngörülmesi nedeniyle kooperatif yönetim kurulu üyesi olan katılanın imzasını taklit ederek para çekilmesi eyleminin Türk Ceza Kanunu’nun 2014/2. Maddesindeki Resmi Belgede Sahtecilik kapsamında değerlendirilmesi gerektiği ifade edilmiş, üyelerden biri tarafından söz konusu görüşe karşı, 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu’nun 62. maddesinin 3. fıkrasında kamu görevlisi gibi cezalandırılır hükmü yer almakta ise de; gerek bu kanunda gerekse başka kanunda kooperatifin belgelerinin resmi belge sayılacağına ilişkin bir düzenleme bulunmadığı,  oysa bazı özel kanunlarda, örneğin 1211 sayılı Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası Kanunu’nun 66. maddesinde Bankanın her türlü evrak, kayıt, defter ve senetleriyle bunlara dayanan hesap özetleri resmi belge sayılacağının belirtildiği, kooperatifin yönetim kurulu üyeleri ile memurlarının, belirtilen belgeler üzerinde işledikleri suçlardan dolayı kamu görevlisi gibi cezalandırılmalarının, düzenledikleri belgelerin resmi belge sayılmasını gerektirmediği, TCK’nın 2. maddesinin 3. fıkrasına göre, kanunların suç ve ceza içeren hükümlerinin uygulanmasında kıyas yapılamayacağı, suç ve ceza içeren hükümlerin, kıyasa yol açacak biçimde geniş yorumlanamayacağı belirtilerek karara iştirak edilmemiştir.

7) GÖKCAN, Hasan Tahsin, Görevi Kötüye Kullanma, Zimmet, Banka Zimmeti, İrtikâp ve Rüşvet Suçları, Seçkin, Ankara,2008, s.431

8) ARTUK Mehmet Emin, GÖKÇEN Ahmet, YENİDÜNYA Caner, Ceza Hukuku Özel Hükümler, s.359 ve  AKÇİN İHSAN, Kamu İdaresinin Güvenilirliğine Ve İşleyişine Karşı Suçlar, s.137

Kaynak: Karınca ağustos/2020-1004 sayı

Hakkında kooperatif

Check Also

KOOPERATİF TANIMI VE FAYDALARI – ABDULLAH ÇAVUŞ/E.VERGİ MÜFETTİŞİ (18.03.2023)

KOOPERATİF TANIMI VE FAYDALARI ABDULLAH ÇAVUŞ/E.VERGİ MÜFETTİŞİ (18.03.2023) Ülkemizde kooperatifçilikle ilgili özel ve temel kanun …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir